Hazmedemiyorum…

Sevdiklerime karşı yapılan şeyleri hazmedemiyorum. Ama en çok da onların kendilerini bu kadar değersizleştiren kişileri, olayları hafife alıp o insanları affetmelerini, onları kendilerine örnek almalarını, bana karşı hala o insanları savunmalarını hazmedemiyorum. Hayatımda hiçbir insandan bu kadar nefret ettiğimi bilmem. İnsanları her zaman çok kolay affettiğimi düşünürdüm ama bazen gerçekten affedilmeye layık olmayan insanlar varmış. Allah hepimize akıl fikir ve sakinlik versin.

Zorunluluk…

Bir yerde okumuştum diyor ki:

“Dünyanın en kötü hissi ait olmadığını düşündüğün bir yerde bulunma zorunluluğudur.”

Bu aralar sanırım beni en çok anlatan söz bu. Kendimi önceden buralara ait hissederdim. Hatta memleketime canım Ankarama gittiğimde burayı özlerdim. Çünkü buraya aittim ben. Van’a… Şimdi değişti herşey. Gitmek istiyorum buralardan kaçmak istiyorum. Beni kimsenin tanımadığı yerlere gidip yeniden yeni başlangıçlar yapmak istiyorum. Yeni bi hayat yeni bi ortam yeni bir iş yeni arkadaşlar… Herşeyi geride bırakmak ve silinip gitmek buralardan. Ama işte hayat ve gerçekler.

Bu geçici bir ruh hali biliyorum. Kendime bunu hatırlatarak rahatlatıyorum. Sanırım dönemsel bu hislerim. Şu an gitmek istiyorum ama gün geliyor köklerimi salmak istiyorum burada ölmek istiyorum. Rabbim hepimizin yardımcısı olsun.

Van Akdamar Adası

Ah Tamara…

Van’ın Gevaş ilçesinde bulunan Akdamar Adası badem ağaçları enfes manzarası ve doğasıyla insanın içini ferahlatıyor. Gözünü gönlünü açıyor. Bu zamana kadar çok yer gezdim fakat bu ada kadar beni etkileyen başka bir yere denk gelmedim. Öncelikle adanın hikayesinden bahsedeyim:

EFSANEYE GÖRE;

Vaktizamanında bu adada yaşayan Ermeni baş keşişin, güzelliği dillere destan Tamar adında bir kızı vardır. Adanın çevresindeki köylerde çobanlık yapan bir genç bu kıza âşık olur. Genç çoban Tamar’la buluşmak için her gece adaya yüzer. Tamar ise her gece, karanlıkta yerini belli etmek için onu bir fenerle bekler.

Bundan haberdar olan kızın babası, fırtınalı bir gecede elinde fenerle adanın kıyısına iner ve sürekli yer değiştirerek gencin boşuna yüzüp, gücünü yitirmesine sebep olur.

Yüzmekten gücünü yitirip, yorulan genç çoban boğulur ve boğulmadan önce son nefesiyle “Ah Tamar!” diye haykırır. Bunu duyan kız da hemen ardından kendini gölün sularına bırakır. O günden sonra ada Ah Tamar! ismi ile anılmaya başlanır.

İşte bu hüzünlü hikaye ve müthiş manzarasıyla karşıladı bizi Akdamar adası. Eşimle beraber kahvaltılıklarımızı hazırlayıp çayımızı alıp adanın en tepesine kadar çıktık. Eşsiz bir huzur eşliğinde radyodan gelen müziğin nefis tınısıyla beraber kahvaltımızı yaptık. Çok küçükken köydeki evimizin bahçesinde yaptığımız kahvaltıları hatırlattı bana.


Ben bu memleketin ışığını seviyorum gerçekten. Ve şiddetle buralara gelip bu enfes doğayı görmenizi tavsiye ediyorum.

Van Çatak Kanispi Şelalesi

1 Mayıs 2019 günü öğretmen arkadaşlarımızla beraber Çatak Kanisipi Şelalesini görmek ve Ramazan öncesi kısa bir mola vermek için Çatak’a doğru yola çıktık. Yollar giderken gayet iyiydi. Dağların arasından dar geçitlerden geçerek ilerliyorsunuz. Yol boyunca küçük bir dere bize eşlik etti. Bazı yerlerde telefon çekmiyor malesef. Bi bir saat kadar ilerledikten sonra şelalenin olduğu yere geldik. Yolun hemen sağ tarafında küçük bir şelale sizi bekliyor. Şelalenin suyu bembeyaz. Zaten bu yüzden kanispi yani beyaz su adı verilmiş.

Suyun kaynağına kadar ilerleme imkanınız var. Yan tarafa küçük merdivenler yapılmış. Su çok soğuk ve tadı gayet güzeldi😊

Daha sonra piknik için yer baktık. Şelalenin kenarlarında çok güzel çardaklar var. Fakat biz şelaleyi gördükten sonra oradan ilerleyip başka bir bahçede piknik yapmaya karar verdik. Bahçe sahipleri sağ olsunlar bizi kırmayıp bahçede piknik yapabileceğimizi söylediler. Temiz su sorunumuz olduğu için ilerde iki üç haneli bir yerleşim yerine gidip hane sahiplerinden su istedik. Gerçekten buranın halkı çok yardımsever. Hemen bir iki kap su doldurup getirdi. Herhangi bir ihtiyacınız olursa çekinmeden gelin dedi. Piknik yaptığımız bahçe hemen küçük bir derenin kenarında yemyeşil bir bahçeydi.

Mangalımızı yaktık, semaverde çayımızı demledik, sebzelerimizi közledik.

Harika bir sofra kurup hep beraber afiyetle yedik. Daha sonra biraz yakan top ve futbol oynadık.

Gerçekten bizler için harika bir gün oldu. Daha sonra toparlanıp tekrar yola koyulduk. Yorucu bir günün ardından yüzlerde koca bir gülümseme vardı😊😊

Web sitenizi WordPress.com' da kurun
Başla